Ana içeriğe atla

Türkiye'de UFO ve Uzaylı Görme Vakaları: Osmanlı'dan Gaziantep'e Tarihçe ve Kaynaklar

Türkiye’de UFO ve Uzaylı Görme Vakaları: Osmanlı’dan Gaziantep’e Tarihçe ve Kaynaklar

“Bu dosyaya başlarken komplo kuyusuna düşmemeye çalıştım. Kuyu da pek derindi, kabul.”

Bu belge, Türkiye coğrafyasında kayda geçmiş UFO ve “tanımlanamayan hava cismi” vakalarını, Osmanlı arşivlerinden günümüz Gaziantep’ine kadar bir yolculuk olarak ele alıyor. Amaç, her olayı “uzaylı geldi” diye bağlamak değil; kaynakları, çelişkileri ve cevapsız kalan soruları açıkça ortaya koymak. Araştırma kişisel bir merak dosyası olarak hazırlandı, her bilgiye kaynağı eklendi.

Bölüm 1: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Göklerin Eski Sırları

1839, Nizip: Dünyanın İlk “Kayıtlı” UFO Vakası

Bu belki de bu araştırmanın en şaşırtıcı bulgusu. Tarihte bilinen ilk kayıtlı ve tanıklı UFO vakası ABD’de değil, bugünkü Türkiye topraklarında, Gaziantep’in Nizip ilçesinde yaşanmış.

19 Ekim 1839 gecesi Nizip semalarında ansızın beliren bir ışık topu, çok sayıda kişi tarafından görüldü. Olay, Mardin Kadı Naibi Hacı İsmail Hakkı tarafından resmi bir yazıyla İstanbul’a bildirildi. Bu belge, Bulgaristan’daki Sofya Osmanlı Arşivleri’nde Evgeni Raduşev tarafından ortaya çıkarıldı (Birgün, Onedio, Gerçek Tarih).

Arşiv kaydında şöyle deniyor:

“Nizip kazasında sakin bulunan halk tarafından semada garip bir cisim görülmüştür. Bu cisim evvela bir duman şeklinde görünmüş, sonra büyük bir top şeklini almış ve gökyüzünde bir müddet durduktan sonra şiddetli bir şekilde parlayıp kaybolmuştur.” (Evrim Ağacı)

Askerler, “ışık saçan bir şey geldi, tüfeklerin ucu parladı, bir türlü o parlaklık geçmedi” diye rapor verdi (Onedio). Yerel halk bunu “padişahın zafer alameti” olarak yorumladı. Günümüzde tarihçiler bunun bir meteor veya atmosferik olay olabileceğini düşünüyor (Evrim Ağacı).

Not: Bu olay 19 Ekim 1839’da yaşandı. Nizip Muharebesi de aynı tarihte gerçekleşti. Savaştan hemen önce gökyüzünde beliren bir ışık topu, elbette o dönem insanları için Tanrı’nın işareti anlamına geliyordu. Bugün için? Muhtemelen bir meteor. Ama belgesi var, tanığı var, resmi kaydı var. Bu özelliğiyle dünyanın ilk “belgelenmiş” UFO vakası olarak geçiyor (Birgün).

1577 İstanbul: Takiyüddin, Kuyruklu Yıldız ve Yıkılan Rasathane

Bu olay modern anlamda bir UFO vakası değil ama “gökyüzündeki anlaşılmaz şeylerin nasıl yorumlandığı” konusunda mükemmel bir örnek.

1 Ramazan 985 (12 Kasım 1577) akşamı İstanbul semalarında çok parlak bir kuyruklu yıldız belirdi. Bu yıldız 74 gece boyunca gökyüzünde kaldı (İzmirizmir, Wikipedia). Astronom Takiyüddin, İstanbul Rasathanesi’nde bu kuyruklu yıldızı gözlemledi ve padişah III. Murad’a bunun “mutluluk ve saadet devrinin habercisi” olduğunu söyledi (Milliyet).

Ama işin ilginci şu: din adamları ve şeyhülislam bu yıldızı “uğursuz” buldu. Sonuç? III. Murad, 1580’de kendi kurdurduğu rasathaneyi topçuyla bombalatıp yıktırdı (YouTube/Osmanlı Tarihini Tersine Çeviren Kuyruklu Yıldız, AKÜ Dergisi).

Yani özetle: gökyüzünde bir şey gördük, anlamadık, korktuk, rasathaneyi yıktık. Osmanlı’nın UFO’ya verdiği ilk tepki, daha doğrusu “anlaşılmaz gök olayına” verdiği tepki buydu. Bilimsel kurumun yıkılmasıyla sonuçlanan bir UFO paniği, efsanevi bir örnek.

1885 Üsküdar: Vapur İskelesinde Alev

2 Kasım 1885’de şafak sökerken Üsküdar Vapur İskelesi çevresinde mavimsi, sonra yeşilimsi bir renk alan, beş altı metrelik bir irtifada seyreden son derece parlak bir alev bir dizi dönüş yaptı (Bilim Araştırma Grubu/Scribd). Bu kayıt, dönemin gazetelerinde yer aldı ve bugün UFO derlemelerinde “ilk belgelenmiş İstanbul vakalarından biri” olarak geçiyor.

1888 Sulaymaniyah: Tarihin İlk Ölümlü Meteorit Vakası

22 Ağustos 1888’de Osmanlı topraklarında (bugünkü Sulaymaniyah bölgesi) bir meteorit düştü, bir kişiyi öldürdü, bir kişiyi felç etti ve tarlalara zarar verdi. Bu olay, Meteoritics & Planetary Science dergisinde yayımlanan bir makaleyle tarihteki ilk ölümlü meteorit vakası olarak kayda geçti (Evrim Ağacı, Milliyet).

Bu olayı buraya ekliyorum çünkü o dönemde meteor düşmesi “gökten ateş düştü” olarak algılanıyor ve UFO raporlarıyla karıştırılabiliyordu. Gökyüzünden gelen şeyin ne olduğunu anlama çabamızın çok eskilere dayandığını gösteriyor.

Bölüm 2: Modern Türkiye’de UFO Dalgası (1940’lardan 2000’lere)

1947-1948: “Uçan Daire” Çılgınlığı Türkiye’ye Ulaşıyor

II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyayı saran “uçan daire” çılgınlığı Türkiye’ye de sıçradı. 31 Ocak 1947’de Edirne Keşan’da köylüler kırmızı ışıklar saçan dairevi bir cisim gördü. 15 Şubat 1948’de Ayvalık’ta halk 5 dakika arayla gökyüzünü doğudan batıya kateden iki kırmızı ışıklı cisim gördü. 30 Nisan 1948’de İzmit’te yeşil ışık ve tiz ses çıkaran bir cisim geçti (Bilim Araştırma Grubu/Scribd, bilimvespiritualizm blog).

Amerikan gizli UFO belgelerinde Türkiye adı ilk kez 1948’de geçiyor. Ankara’dan gönderilen istihbarat bilgisinde “Yeni Sabah” gazetesinde çıkan haberden alıntı yapılıyor ve Adapazarı civarında bir “tanımlanamayan uçan cisim” görüldüğü bilgisi veriliyor (Euronews).

1947-1948 döneminde dünyada herkes UFO görüyordu. Kenneth Arnold’un 1947’de Washington’da 9 nesne gördüğünü bildirmesiyle başlayan dalga, Türkiye gazetelerine de yansımıştı. Kaç tanesi gerçekti, kaçı gazete satmak için şişirilmişti? Bunu söylemek zor. Ama “uçan daire” kavramının Türkiye’ye girişi bu döneme denk geliyor (Independent Türkçe).

1948 Adana: Cumhuriyet’in İlk Modern UFO Raporu

Türkiye’nin kayıtlara geçen ilk modern UFO gözlemi, 1948’de Adana’da yaşandı. Bir Türk Hava Kuvvetleri pilotu, sabah saatlerinde rutin bir eğitim uçuşu sırasında güneşin doğduğu yönden yaklaşan “metalik disk biçimli” bir nesne gözlemlediğini bildirdi. Cisim ani bir manevrayla hızla yükseklik kazandı ve çok kısa sürede gözden kayboldu (Evrim Ağacı).

Bu olay, hem askeri bir personel tarafından bildirilmiş olması hem de resmi makamlarca kayıt altına alınması sebebiyle Cumhuriyet tarihinin ilk modern ve belgelenmiş UFO raporu olarak kabul ediliyor (Evrim Ağacı).

1953 Etimesgut: Türk Hava Kuvvetleri’nin İlk Radar Tabanlı UFO İhbarı

Etimesgut Hava Üssü’nde görevli radar personeli, gökyüzünde “belirsiz bir cisim” algıladı. Nesne 15 saniye boyunca radarda kaldıktan sonra bir anda kayboldu. Üs komutanlığı gizli bir rapor hazırladı. Resmi açıklama yapılmadı ama bu kayıt, Türk Hava Kuvvetleri tarihindeki ilk radar temelli UFO ihbarı olarak geçiyor (Evrim Ağacı).

15 saniye. Radarda 15 saniye görünen bir şeyin peşine düşmek, soğuk savaş döneminde pek de garip değil. Radar hataları, elektronik karıştırmalar, hava yansımaları… Ama “gizli rapor” kelimesi her zaman ilgi çekici.

1954 Ekimi: Türkiye’nin En Geniş Kapsamlı UFO Dalgası

Ekim 1954’te Türkiye, o güne kadar görülmemiş bir UFO dalgası yaşadı. 8 Kasım’da Bilecik’in Pazaryeri’nde iki uçan daire görüldü: sabah 09.00 civarında çok yüksekten parlak bir ışık halinde geçtiler, daha sonra daha alçak irtifada mat ve beyaz renkte görüldüler, helezonlar çizerek ve birbirlerine paralel biçimde uçtular (Evrim Ağacı).

2 Ekim 1954’te İzmir’den İstanbul’a giden bir yolcu vapurundaki yolcular topluluk halinde bir UFO gözlemi yaptılar. Cisim Midilli adası üzerinden geçiyordu. 9 Kasım 1954’te İstanbul semalarında uzun, parlak, gümüş renginde bir obje belirdi. Ertesi gün Marmara üzerinden iki parlak cisim daha görüldü (ForumTR derlemesi, Turkmmo forum).

Ekim-Kasım 1954, tüm Marmara, Ege ve Orta Anadolu’yu kapsayan bir dalga. O dönem dünya genelinde de bir UFO dalgası vardı. Bütün dünyada herkes gökyüzünde bir şeyler görüyordu. Sosyal yayılma etkisi mi, gerçekten bir şeyler mi oldu? Karar sizin.

1957: Amerikan Belgelerinde Türk Pilotu

22 Ocak 1958 tarihli bir Amerikan belgesine göre, Türk Hava Kuvvetleri pilotu Orhan Güngör, 22 Kasım 1957’de Taraklı’nın 17 kilometre güneybatısında 8 bin metre irtifada, gündüz vakti bir UFO gözlemledi (Euronews). 1950-1960 yılları arasında Türkiye ile ilgili 6 rapor ABD’ye iletildi.

1967 Bandırma: “Vur Emri” Verilen UFO

Bu vaka, Türkiye’de “vur emri verilen tek UFO olayı” olarak biliniyor ve ciddiyeti tartışmaya açık.

Kasım 1967’de Bandırma 6. Ana Jet Üssü’nde pist başı alarm nöbetçisi olan Hava Pilot Üsteğmen Hami Yüksel (sonradan yarbay), ani bir “acil durum kalkışı” emriyle silahlı olarak havalandı. Bir C-47 nakliye uçağı ekibi ve bir T-33 eğitim uçağı pilotu bölgede tanımlanamayan bir cisim görmüş ve rapor etmişti (Cumhuriyet, A Haber).

Yüksel’in anlatımı oldukça çarpıcı:

“Büyük bir cisimdi. Altı sanki bir evi ipler tutmuş gibiydi. Üstü kubbeye benziyordu. Beyazdı ve ışık vardı. İçinde siyah renkli, hareket eden şeyler vardı.” (Cumhuriyet)

Cisim radarda tespit edilemiyordu ama yerden çıplak gözle görülüyordu. Pilotlar 40-45 bin feet’e tırmandı, silahlar atışa hazırlandı, “vur emri” verildi. Tam nişan alınacakken cisim dik olarak yükseldi. Yüksel 55.300 feet’e kadar çıktı, cismin 70 bin feet üzerine çıktığını tahmin etti. Uçak titremeye başlayınca Bandırma’ya dönüldü (Cumhuriyet).

Şaka bir yana, bu olayda pilotun silahlı uçakla kalkması, “vur emri” alması ve cismin tam nişan alınacakken dik olarak yükselip kaybolması, eğer gerçekse, Türkiye’nin en ciddi askeri UFO karşılaşması. Ancak olay 49 yıl sonra, 2016’da basına anlatıldı. Radar kaydı yok, görsel kanıt yok. Tek tanık anlatımı. Yine de Hava Kuvvetleri’nde “raporlanmış” bir vaka olarak geçiyor.

1983: Korgeneral Erdoğan Karakuş ve F-4 Kolunun UFO Karşılaşması

1983’te, o dönemde 111. Filo komutanı olan (sonradan emekli Korgeneral) Erdoğan Karakuş, 4 F-4 Phantom’dan oluşan bir kol ile eğitim uçuşu yaparken tanımlanamayan cisimlerle karşılaştı (Cumhuriyet, CNN Türk).

Eskişehir’den kalkan uçaklar Balıkesir-Denizli-Konya rotasında seyir halindeyken en arkadaki uçak yanında yabancı bir cisim olduğunu bildirdi. Karakuş geri döndü ve yaklaşık 50 km uzunluğunda sarı bir ışık huzmesinin içine girdi. Ardından 5-6 adet küçük, farklı renkler saçan cisim kolun yanında 5-6 saniye uçtu. Cisimler Balıkesir’den Denizli’ye kadar takip etti, sonra Konya istikametinde ayrıldı. Konya kule 2-3 saniye içinde cisimleri görüp radarda takip etti. Kuleye sorulduğunda bölgede başka uçuş olmadığı bildirildi (Cumhuriyet, Haber7).

Karakuş, raporların “devlet kayıtlarında var” olduğunu ve “NASA’ya da gönderildiğini bildiğini” söylüyor. Ama kamuoyuna açıklanmış bir belge yok. Karakuş kendisi de UFO/uzaylı yorumundan kaçınıyor: “Olamaz demiyorum ama ben böyle bir şey diyemem.” 2025’teki Sabiha Gökçen olayını ise elektronik harp/siber saldırı ile açıklıyor (CNN Türk).

Aralık 1981: Aksaray-Niğde “Yeşil Işıklar” Dalgası

Aksaray ve Niğde çevresinde gökyüzü birkaç gece boyunca yeşil ışıklarla parladı. Köylüler elips biçimli, ışık saçan cisimlerin havada asılı kaldığını gördüklerini söyledi. Bazıları “sessizce yer değiştirdiğini”, bazıları “yerle gök arasında salındığını” iddia etti. Ulusal gazetelerde “Türkiye UFO akını altında” manşetleri yayımlandı. Olayın nedeni hiçbir zaman açıklanmadı. Bazı araştırmacılar bunun Sovyet uydularının atmosfere giriş izleri olabileceğini öne sürdü (Evrim Ağacı).

“Türkiye UFO akını altında” manşeti, 1981’in gazetecilik standardında oldukça iddialı bir şey. Köylüler gökyüzünde yeşil ışıklar gördü, gazete “akın” dedi. Olay hiç açıklanmadı. Sovyet uydusu teorisi mantıklı ama kanıtlanmış değil.

2001 Uşak Narlı: “Köylüler Uzaylı Taşladı”

Türkiye’nin en garip UFO hikâyelerinden biri. Uşak’ın Narlı köyünde tarlada çalışan köylüler, 60-70 cm boyunda, parlak kıyafetli bir varlık gördüklerini anlattı. Varlık traktörün önünde belirdi ve birkaç saniye köylülere baktı. Köylüler taş atınca varlık hızla yerden yükselerek kayboldu. Olay ertesi gün köyde herkes tarafından konuşuldu. Haber bültenlerinde “Köylüler uzaylı taşladı” manşetiyle yer aldı (Evrim Ağacı).

60-70 cm boyunda bir varlık traktörün önünde beliriyor, köylüler taş atıyor, varlık yükselip kayboluyor. Bu hikâye o kadar absürt ki efsanevi bir anlatı olarak bile okunabilir. Evrim Ağacı’nın değerlendirmesine göre bu anlatıda Uşak folklorundaki Hızır kültü özellikleri bulunuyor. Yani köylüler gökyüzünden gelen bir şey gördüler ama bunu kültürel bellekleriyle yorumladılar. Uzaylı yerine Hızır olabilir miydi? Kimbilir.

2001 İzmir Çandarlı: Pilotlarla “It Dalaşı” Yapan Cisim

6-7 Ağustos 2001’de İzmir Çandarlı Körfezi açıklarında, Çiğli Hava Üssü’nden kalkan bir T-37 eğitim uçağının öğretmen pilotu Üsteğmen İlker Dinçer ve öğrencisi Teğmen Arda Günyel, yaklaşık 15.000 feet irtifada sıradışı bir cisimle karşılaştı (Habertürk, MUFON Journal).

Pilot, Kütahya Savaş Operasyonları Merkezi’ne “huni ile disk arası aşırı parlak, ayaklı ve yüksek süratte uçan bir cisim var” diye bildirdi. Merkez uçağın çevresinde yoğun hareketlilik tespit etti ama radarda ikinci bir cisim görünmüyordu. Dinçer cisme yönelince cisim de uçağa yöneldi, kanada yaklaştı, arkaya geçti, öne çıktı: “Bu resmen bizimle hava muharebesi yapıyor.” Manevralar 15-30 dakika sürdü, cisim aniden yüksek hızla kayboldu (Habertürk, İzEdebiyat).

Hava Kuvvetleri soruşturma başlattı. MUFON’a göre iki pilotun olay hakkında konuşmasına izin verilmedi ve dosya kapatıldı (MUFON). Türk tarafının olayı NASA dahil uluslararası kurumlara bildirmeyi planladığı bildirildi (ABC News).

İki pilot aynı şeyi gördü. İkisi de askeri personel. Psikiyatrist Prof. Dr. Sedat Özkan’ın yorumu şu: “İki kişinin aynı anda ve aynı halüsinasyonu görmesi imkânsız. Ancak illüzyon görebilirler, aynı koşulları algılayan iki kişinin aynı illüzyonu görmesi mümkün” (İzEdebiyat). Yani halüsinasyon değil ama illüzyon olabilir. İkisi arasında büyük fark var.

2001 Kayseri Erkilet: Yüzlerce Askerin Gördüğü Cisim

6 Eylül 2001’de Kayseri Erkilet’teki 12. Hava Ulaştırma ve Üs Komutanlığı’nda gece saat 23.30 ile 00.30 arasında iki cisim belirdi. Cisimler yaklaşık 100 feet’e kadar alçaldı ve manevralar yaptı. Yüzlerce askeri personel tarafından izlendi. Cisimler radarda da tespit edildi (eko alındı). Yaklaşık bir saat sonra aniden gözden kayboldu (Habertürk).

Olay tutanağa geçirildi ve Ankara Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na resmi raporla bildirildi. 222. Filo Nöbetçi Amiri Yüzbaşı Halit Gündüz tutanağı hazırladı. Sirius UFO Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan üssü arayarak Yüzbaşı Ender Özdengil ile görüştü ve olayın gerçekliğini doğruladı. TSK’nın kamuya açık resmi açıklaması yok (Habertürk).

Yüzlerce askerin gördüğü, radar ekosu alınan, tutanağa geçirilen ve Ankara’ya raporlanan bir olay. Ama yine: tutanak kamuya açıklanmadı, tüm bilgi Sirius merkezi üzerinden basına aktarıldı. Sirius hem veri toplayıcı hem yorumlayıcı, bu da kaynak güvenilirliği açısından bir soru işareti.

Bölüm 3: Kumburgaz, Türkiye’nin En Net UFO Kaydı

2007-2009 Kumburgaz: TÜBİTAK Onaylı Görüntüler

Bu, Türkiye’nin ve tartışmalı olarak dünyanın en çok konuşulan UFO dosyası.

2007 yazında İstanbul Kumburgaz’da bir sitede gece bekçisi olarak çalışan Yalçın Yalman, Marmara Denizi üzerinde beliren cisimleri elindeki kamerasıyla defalarca kaydetti. Kayıtlar 2007’den 2009’a kadar devam etti. Görüntüler bulanık, uzaktan çekilmiş tipik UFO fotoğrafları gibi değildi: metalik bir yapıya sahip, fiziksel bir formu bulunan ve manevralar yapan cisimler görünüyordu (Sabah, YouTube/TÜBİTAK’ın Analiz Ettiği Türkiye’nin En Net UFO Kaydı).

Olayı dünya çapında manşetlere taşıyan şey, görüntülerin TÜBİTAK dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası kuruluşlarca analiz edilmesiydi. Görüntüler Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan aracılığıyla TÜBİTAK’a analiz için gönderildi.

TÜBİTAK’ın 31 Ocak 2008 tarihli raporunda şu ifadelere yer verildi:

KonuRaporda belirtilen sonuç
Görüntülerde hileHiçbir özel efekt veya bilgisayar animasyonu (CGI) bulunmamaktadır
Nesnenin niteliğiStüdyo maketi değil, fiziksel ve maddesel bir yapıya sahiptir
Bilinen araçlarla karşılaştırmaUçak, helikopter, uydu, meteor veya bilinen gezegen değildir
SınıflandırmaTeknik olarak “Tanımlanamayan Uçan Cisim” (UFO) sınıfına girmektedir

Kaynak: Sabah

2009 Mayıs’ında çekilen net kayıtlarda ise, kameraya yansıyan şeffaf bölmenin (kokpit benzeri) içinde iki insansı figürün silüeti seçiliyordu. Bu detay, 17 Ocak 2008’de düzenlenen basın toplantısında tüm Türkiye’ye açıklandı (Sabah).

TÜBİTAK raporu, Şubat 2008’de ABD’nin Nevada eyaletinde düzenlenen Uluslararası UFO Kongresi’nde 9 ülkeden 40 bilim insanına sunuldu (Sabah).

“Cisimlerin metalik bir yapıya sahip olduğu, fiziksel bir formunun bulunduğu ve manevralar yaptığı iddia ediliyordu.” Aktarıma göre TÜBİTAK “montaj değil” dedi, “tanımlanamayan cisim” dedi. Ama dikkat: “dünya dışı” demedi. “UFO” demek “uzaylı gemisi” demek değil. Tanımlanamayan uçan cisim demek. Yani ne olduğu bilinmiyor, o kadar.

Uyarı: TÜBİTAK raporunun tam metni kamuya açık değildir. Yukarıdaki bilgiler Sirius ve Sabah üzerinden aktarılmıştır. Sirius’un merkezi de daha sonra raporun “kesinlikle dünya dışı bir cisim olduğu anlamına gelmez” şeklinde bir ekleme yaptığını söylediği aktarılıyor (Sabah). Yani TÜBİTAK “montaj değil, tanımlanamıyor” dedi ama “uzaylı” demedi.

Karşı görüşler: Kumburgaz görüntülerine yönelik şüpheci açıklamalar da var. Bazı araştırmacılar cisimlerin uzaktaki gemilerin ışıkları, ufuk çizgisindeki optik yanılsamalar, veya kameranın zoom özelliğinin yarattığı bozulmalar olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu karşı görüşleri bağımsız hakemli bir incelemeyle doğrulamak bu araştırmanın kapsamı dışında kaldı.

Bölüm 4: Gaziantep Havalimanı, Çelişkiler ve Cevapsız Sorular

Şimdi geldik dosyanın en kişisel kısmına. Gaziantep, benim şehrim. Ve Gaziantep Havalimanı, son birkaç yılda sadece UFO değil, “anlaşılamayan olayların” sembolü haline geldi.

Mayıs 2023: 12 Saatlik Kapanma ve 26 İptal Edilen Uçuş

Gaziantep Havalimanı, Mayıs 2023’ün gece yarısından itibaren yaklaşık 12 saat boyunca uçuşlara kapatıldı. Gaziantep’e gelen bir yolcu uçağının pilotu, uçakta yaptığı anonsta havada bir “bilinmeyen cisim” görülmesi üzerine önlem alındığını söyledi. Uçak radarında 9.000 feet irtifada tanımlanamayan bir cisim tespit edildi. Pilotlar durumu kontrol kulesine bildirince uçak Adana’ya yönlendirildi. Diğer uçuşlar da Adana ve Şanlıurfa’ya yönlendirildi. 13 kalkış ve 13 iniş olmak üzere toplam 26 uçuş iptal edildi (ANews, Yeni Antep).

Gaziantep Havalimanı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından bir NOTAM (Notice to Air Missions) yayımlandığı bildirildi (ANews). Ancak bir başka kaynak (Back to Jerusalem) olayda standart prosedürün işletilmediğini ve NOTAM yayımlanmadığını iddia ediyor (Back to Jerusalem). Bu çelişki, aşağıdaki “Cevapsız Sorular” bölümünde ayrıca ele alınmıştır.

Cismi tespit etmek için İHA ve SİHA’lar havalandırıldı. Gaziantep’te kurulan Türkiye’nin Milli Radar Sistemi’nin uyarı aldığı öne sürüldü (Yeni Antep, Show TV/YouTube).

12 saat. 26 uçuş iptal. NOTAM yayımlandı (en azından bazı kaynaklara göre). İHA ve SİHA havalandı. Bu, “bir drone gördük” denilecek bir olay değil. Ama ne olduğunu açıklayan da olmadı. Yolcular banklarda yatıyor, “havada bir cisim varmış” diyorlar, açıklama yok. Bir televizyon programında Murat Akan bunun “casus uçak” olabileceğini, Çin ve Amerika’da mikro uçaklar olarak bilindiğini öne sürdü (Beyaz TV/YouTube).

Şubat 2025: 3 Saatlik Kapanma ve “Işıklı Cisim”

17-18 Şubat 2025 gecesi saat 22.00 sıralarında Gaziantep Havalimanı’nda pilotlar, yaklaşık 8-10 bin feet irtifada ışıklı ve tanımlanamayan, radarda görünmeyen bir cisim rapor etti. İki pilotun bildirimi üzerine havalimanında uçak kalkış ve inişleri tedbiren durduruldu (Hürriyet, Milliyet).

Radarlardan yapılan taramalarda olumsuzluğa rastlanmadı. Pilotların gördüğü cismin izinsiz uçurulan bir drone olabileceği kanaatine varıldı. Yapılan araştırmada olumsuz bir durum tespit edilmedi ve saat 23.00 itibarıyla uçuşlar yeniden başladı (Hürriyet).

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden Prof. Dr. Tolgahan Kılıçoğlu, cismin Starlink uydusu olabileceğini söyledi: “Starlink uyduları gökyüzünde belirli bir formasyonda, gruplar halinde ve aynı yöne hareket eder. Bu görüntüler de böyle bir düzen içindeyse, Starlink olma olasılığı yüksek” (Milliyet).

İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden Prof. Dr. Selçuk Bilir ise daha temkinli: “Bugüne kadar hiçbir astronom ya da astrofizikçi ‘Ben uzaylı gördüm’ veya ‘Buna dair bir kanıt buldum’ diyemedi. Gaziantep sınıra yakın olduğu için askeri bir uçuş ya da haberleşme kaynaklı bir durum olabilir” (Milliyet).

Geldik çelişkilerin merkezine. Bu olayda birkaç tuhaf detay var:

  1. Cisim radarlarda görünmüyordu ama pilotlar çıplak gözle görüyordu. İki ayrı uçaktan pilotlar aynı şeyi bildiriyordu.
  2. “Drone olabilir” deniyor ama drone’un 8-10 bin feet irtifada uçurulması teknik olarak mümkün olsa da ender rastlanan bir durumdur; ayrıca cismin neden radarda görünmediği açıklanmadı (radar tipi, irtifa ve cisim boyutu gibi faktörler belirleyicidir ama bu detaylar paylaşılmadı).
  3. VICE’in Eylül 2025 güncellemesine göre havalimanı güvenliği sonradan cismin “büyük olasılıkla yetkisiz bir drone” olduğu sonucuna vardı, ama “büyük olasılıkla” ifadesi kesin bir doğrulama değil (VICE).
  4. Drone’un sahibi veya operatörü tespit edilmedi.
  5. Cismin görüntüleri kamuoyuyla paylaşılmadı.
  6. Olayla ilgili resmi bir soruşturma raporu veya sonuç belgesi sunulmadı.

Ocak 2025 İstanbul Sabiha Gökçen: Aynı Senaryonun Başka Bir Versiyonu

Gaziantep olayından yaklaşık bir ay önce, 25-28 Ocak 2025’te İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda benzer bir şey yaşandı. Çok sayıda uçağın pilotları, TCAS (Trafik Uyarı ve Çarpışma Önleyici Sistemi) üzerinden “tanımlanamayan trafik” ikazları aldı. Yer radarlarında doğrulanan bir cisim bulunamadı (Sözcü, GZT).

Telsiz diyaloğu oldukça çarpıcı:

Pilot: “Son yaklaşmada 300 feet’lerde bir trafik ikazı aldık, dron olabilir başka bir uçak da olabilir.”

Kule: “Bugün sabahtan beri bütün uçaklar bu ikazı verdi. 2,5 saattir bununla uğraşıyoruz, kıyı emniyetine de bildirdik. Muhtemelen deniz üzerinden bir gemiden olduğunu tahmin ediyoruz.”

Pilot: “500 feet altımızda alçalan bir trafik görüyoruz, bizde tanımlanamayan bir trafik olarak görülüyor. Şu an 5 mil önümüzde.” (GZT, EADaily)

Denizde, havada ve karada geniş çaplı arama yapıldı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü bölgeyi taradı, hiçbir unsura rastlanmadı. Yetkililer ikazların kaynağını belirleyemedi (GZT).

Üç farklı uzman üç farklı açıklama getirdi:

UzmanGörüşKaynak
Emekli Kaptan Pilot Engin AksütTCAS’ın çalışması için diğer uçakta transponder olması gerekir; dron’larda transponder yok, dolayısıyla dron olamaz. Kaynak sahile paralel uçan küçük uçak/helikopter olabilirHaber Global
Emekli Korgeneral Erdoğan KarakuşElektronik harp / siber saldırı olabilir; “false signal” ile TCAS yanıltılabilir; gemilerden yapılabilirCNN Türk
Habertürk uzmanı%99 kontrolsüz uçurulan bir dronHabertürk TV/YouTube

Sabiha Gökçen olayı da “çözülemedi” denerek kapatıldı. Ama üç uzman üç farklı şey söylüyor. Birisi “drone olamaz” diyor, diğeri “elektronik harp” diyor, üçüncüsü “%99 drone” diyor. Bu kadar farklı görüş, olayın ne olduğunu kimsenin tam olarak bilmediğini gösteriyor.

Gaziantep ve Sabiha Gökçen: Çelişkiler Haritası

Aşağıdaki tablo, iki havalimanı olayındaki temel çelişkileri ve cevapsız soruları özetliyor:

Soru2023 Gaziantep2025 Şubat Gaziantep2025 Ocak Sabiha Gökçen
Kapanma süresi12 saat1-3 saat (kaynaklara göre değişiyor)Uçuş durdurulmadı, ama 2,5 saat uğraşıldı
İptal edilen uçuş26 uçuşBelirtilmediBelirtilmedi
NOTAM yayımlandı mı?Kaynaklar çelişkili (ANews: evet, Back to Jerusalem: hayır)BilinmiyorBilinmiyor
Radar tespitiEvet (uçak radarında)Hayır (yer radarında görünmedi)TCAS ikazı var, yer radarında teyit yok
Pilot tanıklığıAnons yoluylaİki pilot gördü, kuleye bildirdiÇok sayıda pilot bildirdi
Resmi açıklamaYok“Drone olabilir”“Kaynak belirlenemedi”
Cisim ne olduğuAçıklanmadı“Büyük olasılıkla drone”Açıklanmadı
Görüntü paylaşıldı mı?HayırVideolar sosyal medyada ama resmi değilTelsiz kayıtları basına sızdı
Drone sahibi bulundu mu?HayırHayırHayır
Soruşturma raporuYokYokYok

Kaynaklar: ANews, Hürriyet, VICE, Sözcü, Türkiye Today, Futurism

Cevapsız Sorular

Bu bölüm, Gaziantep merkezli ama Sabiha Gökçen’i de kapsayan, cevapsız kalmış soruların bir listesidir:

1. Cisim neden radarlarda görünmüyordu? Hem 2025 Şubat Gaziantep olayında hem 2025 Ocak Sabiha Gökçen olayında cisim yer radarlarında tespit edilemedi. Pilotlar gördü (veya TCAS ikazı aldı), radar görmedi. Bu nasıl mümkün? Drone’lar genellikle radarda görünür. Starlink uyduları radarda görünmez ama gece belirli formasyonda görünürler. Kimse bu çelişkiyi tatmin edici şekilde açıklamadı.

2. 2023’te 12 saat kapanma neden 2025’te 1-3 saate düştü? 2023’te aynı havalimanı 12 saat kapalı kaldı, 26 uçuş iptal edildi, NOTAM yayımlandı. 2025’te ise 1-3 saatte normale dönüldü, NOTAM bilgisi belirsiz. Aynı havalimanı, benzer olay, çok farklı tepki. 2023’te “ciddi tehdit” olarak değerlendirilen şey 2025’te neden “drone” ile geçiştirildi?

3. “Drone olabilir” sonucu hangi kanıta dayanıyordu? VICE’in Eylül 2025 güncellemesi “büyük olasılıkla yetkisiz bir drone” diyor (VICE). Ama drone tespit edilmedi, yakalanmadı, operatörü bulunmadı. “Drone olabilir” demek, “bilmiyoruz ama en olası açıklama bu” demek. Bu bilimsel bir açıklama değil, bir varsayım.

4. Neden hep Gaziantep? Gaziantep, Suriye sınırına yakın bir il. 2023’te de 2025’te de aynı havalimanında benzer olaylar yaşandı. Bu tesadüf mü? Yoksa coğrafi konum, askeri faaliyetler, sınır güvenliği gibi faktörler bir rol oynuyor mu? Hiçbir kaynak bu soruyu doğrudan sormadı.

5. Pilotların gördüğü cismin fiziksel özellikleri neden açıklanmadı? Boyutu, şekli, hızı, rengi, uçuş yönü, hangi yönden geldiği, ne kadar süre görüldüğü. Bunların hiçbiri resmi olarak açıklanmadı. Sadece “ışıklı ve tanımlanamayan bir cisim” dendi.

6. Görüntüler nerede? Uçaktan çekildiği söylenen görüntüler var ama bunlar resmi olarak paylaşılmadı. Sosyal medyada dolaşan videolar var ama doğrulanmamış. Neden?

7. Resmi soruşturma açıldı mı, açıldıysa sonucu ne? Hiçbir kurum, olay hakkında resmi bir soruşturma açıldığını veya sonuçlandığını açıklamadı. “Drone olabilir” ve kapatıldı.

8. “UFO” kelimesi resmi ifadede geçti mi? Hayır. Resmi ifadede “tanımlanamayan cisim” denildi. “UFO” kelimesi haberlerin sansasyon başlığında kullanıldı. Ama “tanımlanamayan cisim” zaten UFO’nun tanımı. Yani teknik olarak bu bir UFO olayı.

9. NOTAM çelişkisi: Yayımlandı mı, yayımlanmadı mı? 2023 olayında ANews kaynak olarak “NOTAM yayımlandığını” bildirirken (ANews), Back to Jerusalem isimli kaynak standart prosedürün işletilmediğini ve NOTAM yayımlanmadığını iddia ediyor (Back to Jerusalem). Bir havalimanı 12 saat kapanıyor ama standart havacılık bildirimi (NOTAM) yayımlanıp yayımlanmadığı bile net değil. Bu, şeffaflık eksikliğinin çarpıcı bir örneği.

Şaka bir yana, havalimanı kapanması gibi bir olayda mesele artık sadece merak değil. Kamu güvenliği ve şeffaflık meselesi. Bir havalimanı 12 saat kapanıyor, 26 uçuş iptal ediliyor, yüzlerce yolcu mağdur oluyor ve sonunda “bir şey gördük, ne olduğunu bilmiyoruz” deniyor. Bu, kabul edilebilir bir durum değil. İster drone olsun ister meteor ister Starlink ister “daha egzotik” bir şey, halkın bilme hakkı var.

Bölüm 5: Türkiye’de UFO Araştırması ve Kurumsal Durum

Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi

Türkiye’de UFO araştırması denince akla gelen ilk isim, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi ve kurucusu Haktan Akdoğan’dır. Sirius, 2001 Kayseri Erkilet, 2007-2009 Kumburgaz, 2014 Seferihisar gibi vakaların basına taşınmasında ana rolü oynadı (Bursada Bugün, Habertürk).

Ancak Sirius’un rolü çift yönlü: hem veri toplayıcı hem yorumlayıcı. Bu, bağımsız hakemli inceleme değildir. Sirius’un kendi verilerine göre bile, fotoğraf/video ihbarlarının yaklaşık %92’si uydu, Venüs, Çin feneri, kuş, balon, ışık yansıması gibi açıklanabilir nedenlere bağlanmıştır. Geriye kalan %8 “UFO” olarak sınıflandırılmıştır (Ege Postası).

%92’si açıklanabilir. Yani 100 ihbardan 92’si “aslında Venüs’müş”, “uyduymuş”, “Çin feneriymiş” çıkıyor. Geriye 8 tane kalıyor. Bu 8’in ne olduğu bilinmiyor. Ama bu 8, “uzaylı” demek değil. Sadece “ne olduğunu bilmiyoruz” demek.

Resmi Kurum Durumu

Türkiye’de UFO/UAP konusunda kamuoyuyla paylaşılan resmi bir belge veya açıklama bulunmuyor. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, “bilimsel anlamda dikkate değer bir durum olmadığı bilimsel düşüncesiyle ülkemizde bu tür olayları araştıran resmi bir kuruluş bulunmamaktadır” diyor. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ve Doğu Anadolu Gözlemevi’nin kamuoyunu bilgilendiren bilimsel kurumlar olduğu belirtiliyor (Independent Türkçe).

Hava Kuvvetleri’nde ise raporlanmış çok sayıda vaka olduğu belirtiliyor, ancak bunların hiçbiri kamuya açık değil (Cumhuriyet). ABD’de NARA (National Archives) UAP kayıtlarını arşiv koleksiyonu olarak yayımlarken (National Archives), Türkiye’de eşdeğer bir açık arşiv yok.

Yani özetle: Türkiye’de UFO araştıran resmi bir kurum yok. Hava Kuvvetleri’nde raporlar var ama gizli. TÜBİTAK araştırma yapmıyor, sadece gelen görüntüleri analiz ediyor (Kumburgaz’da yaptığı gibi). Sirius gibi sivil dernekler bilgi topluyor ama bunlar bağımsız bilimsel kuruluşlar değil. Bu durum, “ne olduğu bilinmeyen” olayların “ne olduğu bilinmeyen” olarak kalmasına yol açıyor.

Bölüm 6: Tüm Vakaların Özet Tablosu

#TarihYerTanık(lar)RadarResmi açıklamaEn olası alternatifKayıt gücü
119 Eki 1839Gaziantep/NizipHalk + askerler + kadı naibin.a.Osmanlı arşivine kayıtMeteor/atmosferik olayZayıf ama belgeli
212 Kas 1577İstanbulHalk + saray + Takiyüddinn.a.Rasathane gözlemiKuyruklu yıldız (Tycho Brahe)Güçlü (astronomik)
32 Kas 1885İstanbul/ÜsküdarHalkn.a.n.a.Meteor/atmosferikZayıf (gazete kaydı)
41948AdanaTHK pilotuHayırResmi kayıtMetalik disk?Orta (askeri rapor)
51953Ankara/EtimesgutRadar personeli + askerlerEvet (15 sn)Gizli raporRadar hatası/elektronikOrta (askeri)
6Eki-Kas 1954Marmara/Ege/AnadoluYüzlerce/halkn.a.YokSosyal yayılma/meteorZayıf (toplu gözlem)
7Kas 1967Bandırma/EgeYb. Hami Yüksel + diğer pilotlarHayırRapor edildi, açıklanmadın.a.Orta (askeri, tek tanık)
81983Eskişehir-KonyaKorg. Karakuş + 7 pilotEvet (Konya, tanık beyanı)HvKK’ya raporn.a.Orta-güçlü (çoklu pilot)
9Ara 1981Aksaray/NiğdeKöylüler + çok tanıkn.a.YokSovyet uydusu?Zayıf (gazete manşetleri)
106-7 Ağu 2001İzmir/Çandarlı2 THK pilotuHayırSoruşturma, dosya kapandıİllüzyonOrta (askeri, çift tanık)
116 Eyl 2001Kayseri/ErkiletYüzlerce askerEvetAnkara’ya raporMeteor/gezegenOrta-güçlü (toplu askeri)
122001Uşak/NarlıKöylülern.a.n.a.Halk efsanesi/HızırZayıf (folklorik)
132007-2009İstanbul/KumburgazYalçın Yalmann.a.TÜBİTAK analiziTartışmalıGüçlü görsel, tartışmalı yorum
14May 2023GaziantepPilot + kuleEvet (uçak radarı)NOTAM yayımlandın.a.Orta-güçlü (resmi kapanma)
1525-28 Oca 2025İstanbul/Sabiha GökçenÇok pilot + ATCTCAS var, yer radarı yok“Kaynak belirlenemedi”Elektronik harp/transponderOrta (sistemsel)
1617-18 Şub 2025Gaziantep2 pilotHayır“Drone olabilir”Drone/StarlinkOrta (resmi kapanma)

Sonuç Yerine: Bu Dosyadan Ne Çıkar?

Bu araştırmayı yaparken bir şey fark ettim: Türkiye, UFO vakaları bakımından son derece zengin bir coğrafya. Osmanlı arşivlerinden günümüze kadar uzanan, belgeli, tanıklı, hatta radar teyitli vakalar var. Ama bunların hiçbiri “uzaylı geldi” kanıtı değil.

En ilgi çekici bulgular şunlar:

  1. 1839 Nizip vakası, dünyanın ilk kayıtlı UFO vakası olarak geçiyor ve Gaziantep’te, benim şehrimde yaşanmış. Bu tesadüf beni şaşırttı.

  2. Kumburgaz görüntüleri, TÜBİTAK tarafından “montaj değil, tanımlanamayan cisim” olarak raporlanmış. Ama “uzaylı” denmedi. “Ne olduğu bilinmiyor” denildi.

  3. Gaziantep Havalimanı olayları (2023 ve 2025), cevapsız sorularla dolu. 2023’te 12 saat kapanan havalimanı, 2025’te 1-3 saatte açıldı. İki olayda da “cisim” ne olduğu açıklanmadı. “Drone olabilir” denildi ama drone bulunmadı.

  4. Türkiye’de UFO araştıran resmi bir kurum yok. Hava Kuvvetleri’nde raporlar var ama gizli. Sirius gibi sivil dernekler bilgi topluyor ama bunlar bağımsız bilimsel kuruluşlar değil.

  5. Sirius’un kendi verilerine göre ihbarların %92’si açıklanabilir. Geriye kalan %8 “ne olduğu bilinmeyen” olaylar. Bu %8, “uzaylı” değil, “bilinmeyen” demek.

Bu dosyayı kapatırken şu hissediyorum: gökyüzünde her zaman bir şeyler oluyor. Bazen meteor, bazen uydu, bazen Starlink, bazen drone, bazen radar hatası, bazen elektronik harp, bazen de… bilinmeyen. “Bilinmeyen” demek “uzaylı” demek değil. Ama “bilinmeyen” demek “umursamayalım” demek de değil. Özellikle havalimanı kapanıyorsa, uçuşlar iptal ediliyorsa, pilotlar “bir şey gördük” diyorsa, bu olayların takipçisi olmak kamu güvenliği açısından gerekli.

Gaziantep Havalimanı’nda 2023’te ve 2025’te yaşanan olaylar, Türkiye’nin UFO/UAP konusundaki şeffaflık eksikliğini gözler önüne seriyor. Bir havalimanı kapanıyor, “bir şey gördük” diyorlar, sonra “drone olabilir” deyip kapatıyorlar. Ama drone bulunmuyor, görüntü paylaşılmıyor, soruşturma raporu sunulmuyor.

Bu dosyayı burada bitiriyorum ama gökyüzünü izlemeye devam ediyorum. Belki bir gün, o %8’lik kısmın ne olduğunu öğreniriz. Veya öğrenemeyiz. Her halükarda, sormaya devam etmek lazım.

Kaynak Listesi

Bu bölümde araştırmada kullanılan tüm kaynaklar, kategoriye göre düzenlenmiştir. Her kaynağın yanına URL eklenmiştir.

Osmanlı ve Erken Dönem

Modern Dönem Vakaları (1940-2000)

2000’ler ve Modern Vakalar

Gaziantep Havalimanı ve Güncel Olaylar

Bu belge kişisel merak ve araştırma amacıyla hazırlanmıştır. Her bilgi, belirtilen kaynaktan alınmıştır. Belgedeki yorumlar yazarın kişisel değerlendirmeleridir ve bilimsel bir kesinlik iddiası taşımaz. “UFO” terimi bu belgede “uzaylı gemisi” değil, “tanımlanamayan uçan cisim” anlamında kullanılmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karne Notlarını Değiştirme , sahte karne yapımı , e okul notlarını değiştirme

Deprem korkusundan kurtulma yöntemleri